Öyküler

Yağmur Damlaları

Tüm gecelerden birinde. Sıradan bir gece… Evinin yakınından geçiyorum. Biliyorum çalışma masanda notlara boğulmuş çalışıyorsun. Ben ise seni düşünüyorum. Ellerini çenene dayamışsın.  Elinde yine  benim doğum günü hediyesi olarak aldığım kalem. Üzerinde ismin yazıyor, italik. Okuyorsun, notlar alıyorsun. Alaycı tavrınla yazılan yazılarda bulduğun hatalara gülüyorsun. Böyle bir metinde bu derece basit hatalar yaptıkları için kızıyorsun. Yoruluyorsun. Bütün ev ahalisi uyumuş onların nefes alışlarını kontrol ediyorsun. Çocukların üstünü örtüyorsun. Minik oğlun çok çırpınmış, başının altından kayan yastığını düzeltiyorsun. Dışarıda yağmur yağmaya başlıyor. Mutfaktan çay alıyorsun. Çalışma odanda masanın yanındaki cama doğru oturup yağmuru izliyor ve içinden binlerce kelimenin yağmur suları gibi akışını izliyorsun.  Sonra yarım bıraktığın  makaleyi okumaya, düzeltmeye devam ediyorsun. Arkanda duran kitaplardan birini alıyorsun, daha önceden aldığın notlara bakıp tekrar bilgisayarda yazmaya devam ediyorsun. Telefonuna mesaj geliyor. Bu anı en ufak bir ses bile bozmasın diye uzanıp telefona bakmıyorsun. Gün boyu zaten seni meşgul eden bu alete karşı vazgeçemediğin bağımlılıktan şimdi kurtulmak istiyorsun. Telefonda geçirilen zamandan şikayet eden haber bültenleri aklına geliyor. Sağlık açısından ne kötü olduğunu filan söylüyorlar. Önemsemiyorsun. Her dönemde teknolojik aletlere karşı hem çok ilgi gösterildiğini hem de hep taşlandığını düşünüyorsun. Ama mesajı atanın kim olduğunu merak da ediyorsun. Elini telefona uzatıp bakıyorsun mesaja.

“Özledim…”

Tek kelimelik bir mesaj geliyor. Kelimelerden tasarruf etmiş mesajı atan. “Ben de…” yazıyorsun, mesaja cevaben. Bir dost sesine, kokusuna, yargılanmamaya, dinlenmeye hasret…  Ben de özledim seni.

Ara sıra buluşup çay içmeyi özledim. Senin utangaç hâline gülmeyi özledim. Sana bir şeylerden bahsederken beni dikkatlice izlemeni özledim. Beraber sohbet etmeyi özledim. Ama sadece “Ben de…” yazdın cevaba. İki kelime senin bir paragrafta anlatmak istediğin özlemi anlatmaya yetti. Kelimelerin gücü bazen sana heyecan veriyor. Öyle ki bazen yazarken, okurken zaman kavramı zihninde anlamını kaybediyor.

Masanın başına geçmiş devam ediyorsun. Bir ara saate bakıyorsun: 03.30. Geç olmuş. Sırtın tutulmuş biraz, saçların dağılmış. Gözlerin de beyaz kâğıda bakarken ağrımış yeni fark ediyorsun. Yarın yapılacakları listeleyip masayı üstünkörü düzeltiyorsun. Sabaha eşin, “Çalışma odana karışmam, sen düzelt. Sonra düzenini bozduğum için kızıyorsun.” demesin diye. Masayı düzenleyip odanın ışığını kapatıp çıkıyorsun. Aklına yeni bir öykü fikri geliyor. Lambayı kapatana kadar zihninden tam olarak ne geçti de öykü yazma fikri geldi anlamıyorsun ama yine de odaya girip, defterini açıp küçük küçük notlar alıyorsun. Tekrar ışığı kapatıp odadan çıkıyorsun. Dişlerini fırçalayıp, banyoda dağılan  hâline bakıp gülümsüyor ve yatak odasına geçiyorsun. Yatağa uzanıyorsun gün içinde neler olup bitti diye düşünürken bedenin yorgunluğa daha fazla dayanamıyor. Göz kapakların  kapanıyor.

Ben ise senin evinin yakınından geçerken bunları düşünüyorum. Gecenin ikisinde evinin yönünü bulmaya çalışıyorum. Aslında tam olarak nerede oturuyorsun bilmiyorum. Oturduğun mahalleyi, kapı numarasını… Sadece tahminlerle hareket ediyorum. Sağını, solunu, yönünü bulamayan biri olarak senin evinin yerini tahmin etmek benim için gülünç bir durum. Neden böyle yapamayacağım işlere girişiyorum bilmiyorum. Hayatı hep macera gibi gördüm ben, belki de risk almayı seviyorum. Seni düşünüyorum sonra. Ne yaptığını düşünmek, hayal etmek beni oyalıyor biraz. Yorgun bedenimde senden sonra uyanan ağrılar diniyor. Uykusuzluğum, hayata karşı kızgınlığım geçiyor. Sadece seni düşünüyorum. Dayanamıyorum sana mesaj atıyorum. “Özledim…” yazıyorum. Derdimi anlatmak için başka kelimeye ihtiyacım olmuyor. Arabanın camına vuran yağmur damlalarının camın yüzeyinden kayışını izliyorum. Çocukken yaptığım gibi ağzımla cama hohlayıp parmaklarımla adını yazasım geliyor. Belki bir kalp çizeceğim, ok çıkartırım ortadan, bir tarafta senin adın diğer tarafta ben… Sonra arabanın kasis geçerken sarsılmasıyla uyanır gibi kendime geliyorum. Nerede olduğumu fark ediyorum. Duruyorum. Yanaklarımda istemsiz bir ıslaklık hissediyorum. Ağlıyorum. Kendimi kimsesiz hissediyorum belki de. “Ben de… ” diye cevap yazıyorsun. Kanayan yarama merhem sürüyorsun. Belki öyle değil ama öyle hissediyorum. Öyle düşünmek beni mutlu ediyor. Deva sadece sende değil, biliyorum. Ama kendimi kandırmak bir süre uyuşturucu almış gibi hissettiriyor bana. Kanmak, inanmak, aldanış bir süre teselli veriyor.

Şoför eve bırakıyor. Yol boyu yaşadığım içsel buhrandan  habersiz. Kestirme yollardan eve bırakacağım derken mideme yaptığı işkenceyi bilmiyor. Evimin sokağına girerken ani manevralar yaparak sürdüğü arabanın midemdeki, kafamdaki çalkantıları beni mahvediyor… Neredeyse kusacak gibiyim ve yolculuk bitiyor. Eve ulaşıyorum. Yorgunlukla kendimi yatağa bırakıyorum. Yağmur damlaları, cama hâlâ umutsuzluğu çarpıyor.

 

 

Züleyha Yılmaz

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

13 Yorumlar

  1. Ahmet Arslan says:

    Kalemine yüreğine sağlık. Bir an gençlik yıllarında yaşadığım günlere gittim. Orda bir boğazımda düğümlenmiş anılar var yaşasakta yasamasakta o anılar benim anılar. Eyvallah

    1. Teşekkür ederim

  2. Kalemine,yüreğine sağlık ❤️

  3. Ülviyyə Ebülfəzqızı says:

    Kaleminize küvvet.Çok duyğulu bir yazı.Her kesin yağmurla gizli sirleri olur ve o anları sanki yaşadım..Yağmur yağıyor, ben de bakıyorum dudaklarım sessiz ama kalbim ritmleriyle çok şeyi anlatıyor.Her damlada bir insan dünyasını görüyorum və o dünyada kədər sevincdən daha çokdur…

    1. Teşekkür ederim

  4. Kaleminize kuvvet Züleyha Hocam 🌿

    1. Teşekkür ederim

  5. Şeyma ÖZDEMİR says:

    Okurken her şey gözümde canlandı.. Çok içten ve çok bizden ❤️
    Bir sonrakini merak etmeye başladım bile 😊

    1. Teşekkür ederim

  6. Çok güzel olmuş. Yüreğine sağlık. Herkesin kendinden yakaladığı bir öykü olmuş.

    1. Çok teşekkür ederim

  7. Serpil Akkol says:

    Harika gerçekten kaleminize sağlık ❤️

    1. Çok teşekkür ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.